29 Eylül 2010 Çarşamba

ŞL 2.Rakibimiz: FC Rangers


Şampiyonların liginde bugün İskoçya'nın Celtic ile birlikte kupalara ambargo koyan ekibi Glasgow Rangers ile deplasmanda oynayacağız..
Gerek Tugay Kerimoğlu'nun eski takımı olmasından gerekse Türk takımları ile Şampiyonlar liginde sık sık karşı karşıya gelmesinden dolayı Glasgow Rangers isim olarak Türk futbolseverler tarafından bilinen bir takım..

Rangers'ı geçen yıl sadece 1 kere Celtic derbisinde izlemeye niyetlendim ama iki taraf da önce gol yememeyi düşününce pek fazla zevk alamamıştım maçtan, sıkılıp kapatmıştım. Pek fazla gözüme çarpan bir futbolcu da hatırlamıyorum açıkçası.
Ligin diğer takımlarıyla oynadıkları maçların yüzde 90'ını güle oynaya kazandıkları için pek de izlenebilirliği olmuyor İskoçya Premier Ligi'nin.
O nedenle de rakip hakkında tek tek futbolcular hakkında inceleme yazısı yazmak çok da kolay bir iş değil..
Zaten Rangers yıllardır aynı Rangers..
Oyuncular yıldan yıla değişiyor belki ama futbolları 3 aşağı 5 yukarı hep aynı kalıyor.
Her sene İskoçya'da ilk ikide..
Her sene şampiyonlar liginde grup ikinciliği kovalıyorlar..
Gerçi geçen yıl Devler Ligi onlar için pek de iç açıcı geçmedi ama onu da bu sezon telafi etme peşindeler.
Manchester deplasmanında aldıkları bir puan da onların ilerisi için daha net planlar yapmalarını sağladı diyebiliriz.

Tabi bize karşı Manu deplasmanındaki defansif futbolun dışına çıkarak kendi liglerinde yapmaya alışık oldukları gibi önce hücumu düşüneceklerdir muhtemelen.
Herifler ilk maça resmen 5 stoper 3 de ön libero ile çıkmışlar. 5 stoper diyorum çünkü normalde kullandıkları bekler de stoper de oynayabilen, fizikli oyuncular.
Düşünün işte savunma rotasyonunda en kısa oyuncularının boyu 1.85, çoğu da 1.90 civarı.
Bu savunmacıların en büyük dezavantajı ise bizim Volkan gibi Sercan gibi süratli, geniş alanda etkili oyuncular karşısında bellerinin kolay dönmemesi olacaktır diye tahmin ediyorum.
Valencia'lı Mathieu karşısında bile bu kadar etkili olabilen Volkan Şen, Bosnalı Papac karşısında da farkını hissettirecektir.

Geçtiğimiz hafta sonu Aberdeen karşısına klasik 4-4-2 ile çıkmışlar..
Bize karşı da yüksek aynı saha içi diziliş ve oyun anlayışı ile maça başlayacaklardır diye tahmin ediyorum.
Her ne kadar hocaları kolay maç olmayacığını dillendirse de bizim maçın karşısına 3 puanı daha gruplar belli olduğundan yazıp, Valencia maçının ardından da tikini atmıştır bile.
O yüzden de maça taraftar desteğini de arkalarına alarak çok baskılı başlayacaklarını tahmin ediyorum.
Valencia'nın izinden giderek bol bol şut deneyip, ilk 15 dakikada ipimizi çekmek isteyeceklerdir.
Boy ortalaması bakımından da bizden üstün olduklarından tehlikeli bölgede rakibe duran top fırsatı vermememiz gerekiyor.
Çok kolay faul alabilen Vladimir Weiss de dikkat etmemiz gereken oyunculardan.
Rakibin Miller'den sonra en tehlikeli silahı diyebiliriz onun için.
Her iki kanatta da oynayabilen müthiş hızlı bir adam. En önemli özelliği ise rakip yarı alanın neresinde olursa olsun topla buluştuğu gibi önce kaleyi düşünmesi..
Ayrıca dikine çalım atabilme yeteneği ile de savunmaları delici özelliğe sahip bir oyuncu.

Miller'ın da en tehlikeli özellikleri olarak da savunma arkasına yaptığı sinsi koşular, cezasahası içerisindeki mükemmel pozisyon alabilme yeteneği ve etkili sağ ayak plaseleri söylenebilir. Herif zaten bu sezon ligde oynadığı 6 maçta 10 gol atmış.
Bir de hücum hattında İskoçlar'ın gelecek adına umut bağladığı isimlerden Naismith var..
O da hücum hattının her bölgesinde oynayabilen teknik kapasitesi yüksek bir oyuncu. Çok hızlı olmamasına karşı adam eksiltmede kesinlikle zorlanmıyor.
Ayrıca İskoçya milli takımında da tercih edilmeye başlanmış son zamanlarda. Eylül ayında ilk maçta 90, ikinci maçta da sonradan oyuna girerek 25-30 dakika süre almış.
Bu adamın şutlarına da dikkat etmemiz gerekiyor..Bütün planları alt üst eden bir Tino Costa golü daha yememiz hiç de iyi olmaz.
Bize karşı Weiss'i sol kanatta, Naismith'i de sağ kanatta görmemiz ihtimaller arasında yüksek olanı.
İleri'de Miller'ın yanında Jelavic oynuyor ligde ama oyuncu eski takımında Avrupa kupasında forma giydiği için bize karşı oynayamayabilir.
Manchester United maçının 18'inde de göremedim ismini.
O oynamayacaksa da Miller'in yanına ya da 1.93'lük Lafferty monte edilir ya da, Neismeith Miller'e yakın düşünülüp sağ kanada orta saha özellikli başka bir oyuncu monte edilir.
Jelavic demişken o da kaleye sırtı dönük oynayabilen, 1.88'lik  bir adam. Ama kesinlikle statik bir santrafor değil. Koşuyor, mücadele ediyor, pozisyon arıyor.
Kafa vuruşları da çok sert ve isabetli. Ayak içi plaseleri de mükemmele yakın.
 Geçtiğimiz yıl Rapid Wien'de sezonu 51 maçta 32 gol ve 12 asistle tamamlamış. UEFA liginde Celtic aynı grupta mücadele etmişler ve bu oyuncu Rangers'ın ezeli rakibine iki maçta 3 gol atma başarısı göstermiş.
Bu attığı goller de ona Rangers kapılarını açmış gibi görünüyor.

Netice olarak öncelikle Rangers deplasmanında ilk maçtaki şaşkınlığı üzerimizden atmamız gerekiyor.
Oyuncularımız da çok fazla bireyselliğe kaçmadan önce takım oyuncusu olduklarını tekrar hatırlamaları, terlerinin son damlasına kadar sahada mücadele etmelerini istiyoruz.
Skor çok fazla önemli değil bizim için ama o staddan başları dik ayrılsınlar yeter bize.
Orası Avrupa biliyoruz ama bu timsah yürüyüşünün orda devam etmemesi için de herhangi bir neden göremiyorum.
Onlar inansınlar yeter ki.
Bizim desteğimizi her zaman arkalarında hissetsinler, gerisi gelecektir.

Hiç yorum yok: