24 Eylül 2010 Cuma

Kıskançlığın dayanılmaz hafifliği


İşsiz kalmak çok kötü. Allah kimseyi bu tip şeylerle terbiye etmesin. Bende ülkemiz koşulları gereği yaklaşık 1.5 aydır evden pek çıkmıyorum Bursaspor maçları haricinde. Evde olduğum zamanlarda da bilgisayar başından kalkabildiğim zamanlarda da geç kaldığım kitabı, Simon Kuper'in "Futbol Asla Sadece Futbol Değildir" i okuyorum. Ve tabii ki Ntvspor. Son zamanlarda Ntvspor'a bu kadar takmamın nedeni hem bu evde geçirdiğim zamanlar hem de Ntvspor'da ki görülen bariz kalite kaybı...

Kalite nedir? Bir mühendislik yaklaşımıyla; kalite, müşterinin istemediği hiçbir şeyin ürettiğiniz ürüne katılmamasıdır. Bir televizyon kanalının müşterisi elbette sıcak parasıyla reklam verenlerdir ama reklamı izlemesi istenenler? 

Ercan Taner, benim jenerasyonumda özellikle Cine-5 yıllarındaki efsanevi maç anlatımlarıyla hafızamıza kazınmıştı. Bir dönem Show Tv içerisinde unutuluyor derken Ntv Spor'a geçmesiyle gönüllere bayram ettirmişti. 
Güntekin Onay, Star Tv de fosilleşmiş yorumcular arasında eriyip gidecek derken futbol bilgisi, görgüsü ve kültürünü fosillere yem ettirmeden yaptığı transfer ile kadronun ne kadar güzelleşeceğini ilerleyen zamanlarda çok daha mükemmel işlere NtvSpor'da imza atacağını bekliyorduk, haksız değildik de.
Ersin Düzen, hayal meyal Kral tv de Vj lik yaptığını hatırlıyorum, sonrasında Televole sunuculuğu, Telegol ve Şampiyonlar Ligi maçları sunuculu, atv de Santra derken Ntv ye geçti o da . Kalitesinden şahsen şüphem yok. Diğer isimlerin yanına o da çok yakıştı.
Burcu Esmersoy, mankendi, Türkiye güzeli seçildi Hıncal Uluç'un sekreterliği, Cnn Turk spor servisi, formula 1 ve o da sonunda Ntv. Bayanların sporun içinde olduğunda ortaya çıkan şeylerin ne kadar da güzel olduğunun başka bir göstergesi. Rıdvan Dilmen, Fuat Akdağ ve Mehmet Demirkol'u da unutmayalım.

Bu kadroyu neden saydım, futbolun ve sporun fosil beyinliler haricinde de daha güzel konuşabileceği, öncelikle daha medeni ardından daha kültürlü insanları dinlemek ve takip etmenin, sporu ve futbolu bizim kadar seven insanları izlemenin, bizimle aynı dili konuşan insanları dinlemenin vereceği tatmin duygusunu düşünerek sevinmiştik tabii.Ya da en azından ben, bu kadar kurduğum için kendimi ben öyle düşündüm.

Sergen Yalçın ve Mustafa Doğan'ın da katılmasıyla ekip tamamlandı tabii ki. Yeni emekli olmuş birer futbolcu kadroya eklenmezse olmazdı zaten. Mustafa Doğan klasik bir gurbetçi, Sergense bu ülkeye gelmiş en yetenekli ayaklardan bir tanesi. Benim takımımda oynamadığı için benim pek umurumda değildi. Ama o zamanların milli takımında izlemeden geçmezdim. Şampiyon olmuş 4 klüpte de oynayan tek isimdi. Sonra Siirtsporu ve Ankara maceralarını da unutmayalım. Benim mezun olmama yakın Eskişehirspor'a geldi. Zaten son durak orası oldu. Ver elini Ntvspor.

Bazı insanlar komple ego olarak doğuyolar maalesef. Az önce ismini anmadığım fosiller mesela. Zamanında kazandıkları şampiyonluklarla övünür başkasını dinlemezler. Onların zamanında taş devri futbolu varken artık onların zamanları olmadığını anlayamazalar mesela. Çapları dardır. Kendilerini küçük dağların yaratıcısı olarak görürler. Neslin son dönem temsilcisi de Sergen. Bursaspor şampiyonlar ligini de alsa, süper kupayı da alsa hazmedemeyecektir Bursasporun şampiyonluğunu. Hangi program denk gelsem, "Bursaspor yetersiz, kadrosu kısıtlı imkanları kısıtlı." İzlediği maçtan, herkesin ak dediğine o kara diyorsa şayet onun özel bir kastı olduğu açıkça anlaşılır. Bursaspor - Valencia maçı öncesi "Bursaspor bu ligin takımı olamaz. Bursaspor kısıtlı imkanlarıyla Türkiye'yi temsil edemez, Bursaspor bu ligte sıfır çekebilir, 3.lük onlar için hayal..." yazdıkça hatırlıyorum, hatırladıkça midem bulanıyor...

Lisede ki edebiyat hocamın bir lafı vardı; "2 tip oyuncu var, birisi allah vergisi yeteneğiyle oynayan bir taneside kısıtlı yeteneğini çalıştırarak üst düzeye çıkaran. Bak Sergene yatıyor, yatıyor, geziyor tozuyor koşmuyor oynamıyor çıkıp 1 pas 1 frikik ondan sonra adam oluyor..." Allah vergisi yeteneğine diyeceğim yok. Yorumculuk senin neyine be arkadaş? Bir Beşiktaş mutlu edemedi seni bir Bursaspor. Allah bir de ağız vermiş konuşuyor. Bir de kamera koymuşlar karşısına birileri, konuşuyor. Aklında ölçmeden biçmeden konuşuyor. O kulaklarına rağmen ağzından çıkanı kulağı duymuyor. "Futbolcunun gece hayatı" diye program yapılıyor, magazinci susuyor bu konuşuyor. İddaa programı yapılıyor bu konuşuyor. "Bursasporun Bucasporu yenmesi çok zor" diye konuşuyor. Konuştukça konuşuyor. Desteksiz konuşuyor. Ben kanalı değiştiriyorum o hala konuşuyor.

Yorumculuk namına Sergen Yalçın hangi izleyicinin beğenisini kazanmıştır? Konuşuyor ama boş konuşuyor, kulak tırmalıyor. Eskiden de böyleydi bu. 5 kişi etrafını sarar o bi şekilde çıkardı aralarından. Allah vergisi kısım burada işliyor işte. Bugün 5 kişiyle bir araya gelse adam gibi bir konu konuşamıyor, 2 lafın belini kıramıyor, yine topu saklıyor, oyunu kirletiyor...

Hiç yorum yok: