12 Şubat 2010 Cuma

Kısılan Sesimizin,Yaşaran Gözlerimizin,Verilen Emeğin Hesabını Sor Başkan'ım!

Değerli Basın Mensupları;
Bursa’da Fenerbahçe ile oynadığımız çeyrek final rövanş maçının bitiminde, son derece vakur ve makul davrandığımız halde, maçtan bir gün sonra gazete ve televizyonlarda yer alan ‘Bursa’da olaylar çıktı’ haberleri, şu anda yapacağımız açıklamalar konusunda bizi mecbur bırakmıştır. İki Anadolu takımının kupa finali oynama ihtimali bile, perşembe gecesi gördük ki, kimilerini son derece rahatsız etmiştir. Bu ülkede nezaketin ve centilmen olmanın karşılığı emeğin ve alın terinin gasp edilmesi oluyorsa ve futbol ailesi Bursa’da işlenmiş bir futbol cinayetine sessiz kalacaksa, gidebileceğimiz en uzak noktaya kadar gitmeye ve Cüneyt Çakır’ın yaptıklarını, her zeminde ve her fırsatta anlatmaya kararlıyız. Bu saatten sonra hiçbir hukuk ve hiçbir merci, hak ettiğimiz sonucu bize iade edemeyecektir, biliyoruz ancak; tek isteğimiz var o da, Cüneyt Çakır’ın mensubu olduğu Merkez Hakem Kurulu’nun, mağduriyetimizi kamuoyu önünde kabul ve tescil etmesi, bunun karşılığında da sadece bizim değil, kamu vicdanını rahatlatacak, caydırıcı nitelikte bir cezayı vermesidir. Cebimizden paramızı çalsalar, evimizden eşyamızı kaldırsalar, hakkımızı aramak, derdimizi anlatmak için bin bir zahmete katlanmamız gerekir. Ancak Fenerbahçe ile oynadığımız çeyrek final maçlarında, bizden hakemler marifetiyle alınıp, rakibimize verilenlere 80 milyonluk Türkiye şahittir ve en büyük güvencemiz de budur. Milyonlarca insanın, milyarlarca liranın söz konusu olduğu futbol sektöründe, böylesine fahiş ve kabul edilemez bir hatanın sorumlusu olan bu kişi, eğer bundan önce olduğu gibi, ‘tek ayak üzerinde bekleme’ cezasını andıran bir ceza ile bu işten yakasını sıyırırsa, herkes iyi bilsin ki, gerek coşkusuyla gerekse perşembe gecesi, bütün bu olanlara rağmen gösterdiği centilmenlik ve olgunluğuyla Türkiye’de ses getiren büyük taraftarımızla birlikte, bu futbol cinayetini unutturmamaya ve her fırsatta kamuoyuna hatırlatmaya kararlıyız. Ayağına basıldığında ortalığı ayağa kaldıracak kadar bencilleşen ve bireyselleşen ayrıcalıklı kulüplerin başkan ve yöneticilerinin aksine, bugüne dek sessiz kaldıkları için mağduriyeti giderek artan tüm kulüplerimizin başkan ve yöneticilerini de seslerini yükseltmeye ve demokratik ölçüler çerçevesinde bu hak arayışını desteklemeye davet ediyoruz. Futbolun kasaplarını sadece 11’er kişilik maç kadrolarında arayanların da, kasaplığın asıl tarifiyle ilgili en çarpıcı ve somut kanıta Perşembe geceki maçta tanık olduklarını umuyoruz. Biz, temiz, iyi ve adil bir oyunun aktörleri olabileceğimizi hatırlatıyor ve futbolun marka değerini yükseltecek asıl değişimin, bizim gibi yıllardır engellenmiş Anadolu kulüplerinin önüne bir gecede örülen duvarların kaldırılmasıyla başlatılacağına olan inancımızı yineliyoruz. Ve şimdi Merkez Hakem Kurulu’na soruyoruz; Fenerbahçe ile; İstanbul’da oynadığımız çeyrek final ilk karşılaşmasında, nizami bir golümüzü (gerçek anlamda deplasmanda atıldığı için avantajlı golümüzü) iptal eden Hüseyin Göçek’in, elenmemizde oynadığı aktif rolün karşılığı ne olacaktır? Bursa’da oynadığımız çeyrek final rövanş karşılaşmasında, milyonlarca insanın ekran başında bile rahatlıkla görebildiği penaltıyı vermeyerek ve maç boyunca çaldığı düdük ve verdiği kararlarla Cüneyt Çakır’ın maçın sonucuna doğrudan etki etmesinin ve Bursasporumuzun elenmesine yol açmasının karşılığı ne olacaktır? Fenerbahçe Teknik Direktörü bile, kırmızı kart göreceği endişesi taşıyarak oyundan aldığı halde, Bilica’ya kart gösteremeyen Cüneyt Çakır , bu maça topclas hakem olarak atandığı halde başarılı bulunmuş mudur ve bu maçın görüntülerini UEFA ve FİFA Hakem Komiteleri’ne gönderdiğimiz takdirde, uluslar arası anlamda Türk hakemliğine bakışın etkilenme ihtimali nedir?

İbrahim Yazıcı
Büyük Bursaspor'un Büyük Başkanı

Hiç yorum yok: