9 Ağustos 2010 Pazartesi

Süper Olacak Olmasına da..

40 derece sıcaklıkta,5 saatlik yolu,kimsenin önemsemediği bir kupaya,hayatından ve ailenden fedakarlıklar yapıp stadtan çok herşeye benzeyen bir bölgeye Sevdamızın Peşinden giden bizler,İrfan Koç adlı yöneticimiz tarafından '' Bir Gittik Seyirci Yok'' diye lanse edildik.
Bu ''kuracı'' yöneticimiz tarafından adamdan sayılmadık.Aynı İstanbul Spor Bürosu'nun polisleri gibi..
Onlarda,girişte fotoğraf makinamıza bile el koyarak bizi adamdan saymamışlardı.
Neyse.
Şampiyonluğun 81.günü kötü bir gün oldu.
Kaybedenin bir şey kaybetmediği,kazananında sadece bir kupa kazanıp kendini kandırdığı bir kupayı kaybettik.
Sonuna kadar hakedenin kazandığı bir maçtı.
Buna itirazım yok katiyen.
Fakat M.Demirkol'un da dediği gibi Trabzon'un maksimum,Bursaspor'un minimum oynadığı bir maçta gözle görülür tek fark sadece skorborddaki skordu.
İlk yarıda,Trabzon'a göre daha iyi bir mücadele sergiledik.Turgay çok müsait bir pozisyonu harcadı.
Gol makinesi Teofilo'nun tıpkı Guiza,tıpkı Nobre,zamanında da Revivo'nun yaptığını yapıp,bütün sezon boyu hiçbirşey yapmayıp,durup durup bize batladı.
Açıkçası ben bu kupayı çok istiyordum,inkar yok asla.
Lakin,hayırlı bir mağlubiyet olduğuna inanıyorum.
Ayakları yere basmayan futbolcularımızın olduğu açıkça ortada.Onların artık dünyada olduklarının farkına vardıklarına eminim.
Bu maç asla ölçü olmayacak.
Geçen sene böyle 2 maç oynadık ve bu 2 maçın ardından BJK ve Fener'e 3 gol attık.
Ama şunu da belirtmek isterim ki,benim gördüğüm en kısır Ertuğrul Sağlam maçı idi.
Fakat,bu Kahramanlarımıza dil uzatmak kimsenin haddine değil.
Olmayacak birşey başaran bu Adam Gibi Adam'lara sonuna kadar güveniyorum.
Bir sözümde şu dönek'lere..
Şampiyonluğun bizden fazla kaymağını yiyenler,ilk fırsatta takımlarını sebepsiz yere yanlız bıraktılar.Afedersiniz ama rüzgar nereye eserse oraya uçan sülük'lerden kurtulduğumuz gün olur,umarım.Bir sevindiğim,hayırlı olacağına inandığım nokta da bu.
Yinede,13.000 az bir sayı değil katiyen.
Fakat her ne olursa olsun orayı doldurmalıydık.
Ama bunu dile getirmek,bunu eleştirmek bize düşüyor,özeleştiri yaparak.
İrfan Bey'e düşmüyor kesinlikle.
Herkes şapkasını önüne koyup düşünecek.
Bir yöneticimizde,Süper Kupa finalinden 3 gün önce Süper Olacak t-shirtlerini bastık bu kupa için diyip,amatörce düşünmeyecek ve 3-0'dan sonra onlar ne oldu sorusuna maruz kalmayacak,cümle aleme bizi güldürmeyecek..
Veyahut,
Bir diğer yönetici gibi ''Bursaspor Ambians çarptı'' tarzında bizi küçük düşürücü olduğu kadar komik olan demeç vermeyecek.
Adama demezler mi,nasıl koyacaksınız Real Madrid'e diye.
Barcelona'ya diye.
İstanbul'da 3 Milyon'u aşkın Trabzonlu vatandaşımız olduğu biliniyor.
Onların sadece 30.000 kişi gelmeleri de bir başarısızlık.
Karşı tribündeki boşluklar vardı,kimse inkar etmesin.
Biz 16 plaka geldik onlar ise 34.
Bu kadar basit,bu olay.At gözlükleriyle bakmaya hacet yok.
Kötü bir gün oldu.
Ama hem tribündeki bizler,hemde sahadakiler bundan ders alacaktır kesinlikle.
Yeni transferlerimizin de takıma katılmasıyla,işler yoluna girecektir.
Özellikle,İnsua'nın acilen forma giymesini umuyorum.
Ofansif anlamda hazırlık maçlarında da sıkıntı yaşadık.
İnsua çok yaratıcı bir isim bu sorunu geçirecektir.
Neyse.
Şenol Güneş'i ve 'Onur'lu Karadeniz evlatlarını tebrik ediyorum,hakederek kazandılar.
Gelecek seneki Süper Kupa Finalinde,yine görüşmek üzere..
(Anlayana) !

6 Ağustos 2010 Cuma

Leonel Nunez







1984'ün 13 Ekim'inde Arjantin'in Bounes Aires şehrinde hayata "merhaba" diyen Leonel Jorge Nunez'in futbolla tanışması yaşadığı şehrin efsane takımı olan Boca Juniors vasıtasıyla olmuş..
Fakat Boca'da yaşıtlarına göre kısa boylu, göbekli bir çocuk olmasından dolayı işe yaramayacağına kanaat getirilerek kapının önüne konmasından sonra şansını yaşadığı şehrin Boca'nın gölgesinde kalmış takımı olan Argentinos Juniors'ta deneyen Nunez burada kendini kabul ettirerek 2002 yılında profesyonel anlaşmasını imzalamış..

İlk sezonunda A takımda şans bulamayan Nunez ertesi sezon Arjantin 2.liginde şampiyonluğa ulaşan takımında 5 kez forma şansı bulmuş ve 1 gole imzasını atmış.
Argentinos Juniors formasına yavaş yavaş ısınan Nunez bir sonraki sezonda da Arjantin Süperlig'inde 9 maçta sonradan oyuna dahil olmuş ve hiç golle tanışamamış..
Bunda maçlarda az süre alması ve oyunda kaldığı zaman zarfında da alışık olduğu santrafor mevkiinde değil de hücum hattının kanatlarında top tutması için görevlendirilmesinin payı çok büyük.
Ertesi sezon daha fazla şans bulan Nunez 18 lig maçında 3 kez golle buluşmayı başarmış.

Arjantin liginde başından sonuna kadar santrafor olarak görev aldığı sezonda 34 maçta 13 gol kaydederek Avrupalı Scout'ların dikkatini çekmeyi başarmış ve sezon bitmeden Yunanistan'ın popüler kulüplerinden Olimpiakos'a 2.5 milyon euro karşılığında satışı gerçekleştirilmiş.





İlk Avrupa deneyiminde beklediği süreleri alamayan Leonel Nunez 19'u lig, 3'ü Şampiyonlar ligi ve 6'sı kupa olmak üzere 28 maçta boy gösterdi ve 4'ü kupa, 2'si ligde olmak üzere 6 kez rakip fileleri sarsmayı başarmıştır.
(Nunez'in Olimpiakos'ta çok fazla tercih edilmemesini araştırınca karşımıza yine bu oyuncunun kilo problemi yaşadığı, hocasının kendisine uyguladığı özel bezdirici idman programına isyan etmesinin olması canımızı biraz sıksa da oyuncunun geçmişten ders çıkarmış olabileceğini umut etmekten başka çaremiz kalmıyor.)

Olimpiakos'un ardından Arjantin'in üst düzey kulüplerinden Independiente'nin yolunu tutan Nunez buarada da 30 lig maçında 9 gol atarak tekrar eski günlerine dönebileceğinin sinyallerini vermiş.
Ertuğrul Sağlam'ın dikkatini ise geçtiğimiz yıl Arjantin kapanış liginde 11 maçta 7 gol gibi kendini aşan bir gol yüzdesi ile oynaması ile çeken Nunez tekrar Avrupa'da oynamak istediğini kulübüne belirtmesinin ardından cüzi bir fiyata, sözleşmesine eklenen 3 milyon euro karşılığında bonservisinin Independiente tarafından tekrar alınabileceği maddesi ile transferi gerçekleştirildi.


Oyuncu/Kulüp Uyumu:

Öncelikle Leonel Nunez'in takımımızdaki 4.Arjantinli olması yabancılık çekmemesi içn büyük bir avantaj gibi gözüküyor.(tangocuların takımda çeteleşmeye gitmeyeceklerini umut ediyoruz)
Son Maradona-Ertuğrul Sağlam ikili görüşmelerini Arjantin basınında haber olması ve son transfer sezonunda aynı ülkeden 3 üst düzey oyuncuyu kadromuza katmamız takımımızın Arjantin'de tanınmasını sağladı, bir de Maradona Şampiyonlar ligi maçını izlemeye gelirse o iş tamamdır..
Önümüzdeki sezondan itibaren genç, yetenekli ve Avrupa'ya kapak atma sevdasında olan tangocuların tercih ettiği bir takım olabileceğimizi düşünüyorum.

Ayrıca Leonel Nunez'in Bursaspor'un genel oyuncu portföy'ü olan "son şansını kullananlar topluluğu"na uygunluğunu da göz ardı edilemeyecek bir durumdur.
Eğer Avrupa'da futbol kariyerini sürdürmek istiyorsa mutlaka ama mutlaka buarada başarılı olması gerekiyor..
Şuan 26 yaşında olan Nunez kötü geçireceği bir sezonun ardından toparlanmasının en az 2 sezon gerekli olduğunu düşünürsek, yaşı 30'a merdiven dayamış ve kariyerinde 2 başarısız Avrupa deneyimi olan bir oyuncunun bir daha Avrupa'da kendisine kulüp bulması hemen hemen imkansız..

Nunez oyun karakteri olarak ne tam bir kanat oyuncusu, ne tam bir 10 numara ne de tam bir santrafordur, hepsinden biraz biraz vardır bu adamda..
Müthiş çalımlar atar, cezasahası civarından çok sert ve isabetli şutlar atar,son vuruşu ligimize göre vasatın biraz üstündedir, rakip stoperlerle boğuşmayı pek tercih etmese de hava hakimiyeti kötü değildir, iyi zıplar ve isabetli kafa vuruşları yapabilir.
Bizim gibi etkili kanat oyuncularına sahip, topu rakip kaleye çabuk taşıyabilen takımlar için biçilmiş kaftandır.
Nerede duracağını iyi bilir, geçen sezon Shin'in gidişinden sonra sıkıntısını çok çektiğimiz topu kaleye sokan santrafor eksikliğimizi giderebilecek yeterlilikte bir isimdir.

Sonuç olarak Nunez fiziksel ve psikolojik problem yaşamadığı taktirde yılın transferi adaylarımın başında gelir.
Umarım oyuncunun Bursamız'ın İskender kebabıyla tanışması umarım uzun yıllarını alır.
Zaten çabuk kilo alan bir yapıya sahip olan Nunez bir de İskender'e sardım mı kimse hayır beklemesin bu adamdan :)



*Merak edenler için oyuncunun Bursaspor TV'de gösterilen görüntüleri:





10 Temmuz 2010 Cumartesi

Hafta Sonu Güzelleri #5





Ufaklıktan beri hastasıyız bu melez hatunların. Birde böyle elinde emaneti görünce beraber yapılacak bir beşiktaş deplasmanının hayali bile yetiyor bunyeye.

8 Temmuz 2010 Perşembe

Mesut Özil-Ozan İpek-Tello-Mikail Albayrak

4'ude birbirinden bağımsız kendi başına bir yetenek olsada suan bursaspor kulislerinde dolaşan bir çok bilinmeyenli denklemin parçası.,

Şimdi nerdeler denklem çözüldüğünde nerde olacaklar ufak bir mantık yurutelim.


Mesut Özil : Şuan Werder Bremen takımının oyuncusu. Ama bu 4 'lu arasındaki denklem cozümü ilk burda baslıyacak. Dünya kupası sonra avrupa'nın dev ekiplerinden birine gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Ozan İpek: Denklemin ikinci ayağı. Şuan Bursasporumuzda oynuyor. Ama Mesut Özil'in Bremen'den gitmesine kesin gözüyle bakarsak şuana kadar kulube 4 milyon euroyla en ciddi teklifi yapan Werder bremen'e Mesut'un yerine geçmesi olası bir ihtimal.


Tello: Denklemin 3'uncu ayağı. Ozan İpek'in olası Bremen'e transferinden sonra ertuğrul hoca'nın yerine düştüğü ilk isim.Basında yazılanın aksine Zapo ve holoskodan ziyade suana kadar sadece tello'yla gorusmeler olduğunu unutmammak lazım.

Mikail Albayrak: Tello olmazsa Ozan'ın satılması halinde yerine dusunulen ikinci isim.O.Lyon'dan gecen sene eskisehirspor'a geldi.suan yedekte tutuluyor.


Zaman gösterecek herşeyi bize ama suan gercek olan birşey bu denklemin ayakları Mikail haric mutlaka suanki mevcut konumunu değiştirecek.

Carlos Salcido



2 gun önce burdan duyurdugumuz Salcido transferi konusunda ufak bir düzeltme için bu mesajı atma gereği duyduk.

Son gelen bilgilere göre oyuncu şuan Almanya'da menajeriyle beraber bulunmakta burdan avusturya'ya geçerek takımımızın kampına katılacağı bize ulasan son bilgiler arasında.

Ayrıca avusturya kampında 2 gurbetci oyuncunun denenmek üzere kampa geleceği bunlardan birinin Almanya genç milli takımlarında yer alan bir oyuncu olduğuda öğrenebildiğimiz gelişmeler arasında.

Son olarak ta Mikail Albayrak'ın takıma kazandırılması için yoğun çaba harcandığı Eskişehirspor'un bu oyuncu için 750 bin dolar istemesinin gorusmelerin tıkanmasına yol actıgı ama orta yol bulunursa mutlaka takıma kazandırılacagınıda soyluyor ucan kuslar martılar :)

Herkesin kandili mubarek olsun hayırlı kandiller.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Gözüm Yolda Gönlüm Darda Ya Kendin Gel Yada Haber Yolla







Resimler 29 haziran'a ait . Ama 8 gun olmasına rağmen meksikadan ayrılalı hala Psv'nin kampına katılmamış .


Resimlerden sonra Salcido herhangi bir acıklama yapmamış ama meksika basını resimlerin altına rotası turkiye diye yazmışlar beklemedeyiz merkez tamam :)

Carlos Salcido Hayırlı Olsun.






2 gündür devam eden cingen pazarlıkları sonucunda yaklasık 1 saat önce ikna etmişler Salcido 'yu Psv'ylede anlaşılmış her konuda. Bugun yada yarın (Perşembe )gunu bursada olacagı soylendi menajeri tarafından.

Gece'nin 2 sinde yatagından kalkıp transferi haberi yazmak buyuk zulum olsada yatmadan bir bakayım bloga diyenler varsa bos yatmasınlar diye Haldun ustunel stayla gece kusu modunda gazetecilere feyk atarak verdim haberi :)

Yarın gun icinde Salcido'yla ilgili genis bir analiz yazarız.

O değilde hacı zencilere yakısıyor harbi bizim forma bulsalar Salcido gibi bir canlı zenci daha fenamı olur :)

Herkese iyi geceler efem :)

6 Temmuz 2010 Salı

Son Şans



Mehmet Yılmaz Abdullah Avcı yönetimindeki 88 jenerasyonu U17 milli takımımızın vazgeçilmez oyuncularından biriydi.Dünya Şampiyonasında 4.olan milli takımdaki tek Bursaspor'lu olduğu için de tüm taraftarlarımızın A takıma yükselip formayı kapmasını merakla beklediği isimlerin başında geliyordu.

Ama genç futbolcuların A takıma geçiş aşamasında büyük bir çoğunluğunda görülen kasık ve diz sakatlıklarının Mehmet Yılmaz'da ardı ardına görülmüş olması ve uzunca bir süre iyileşememesine bir de yaşadığı psikolojik sorunlar da eklenince dönemin teknik direktörü Samet Aybaba tarafından kapının önüne konmuştu.
Bursaspor'dan sonra Turgutlu, sonra da Siirtspor'a transfer olan Mehmet Yılmaz 27'si Turgutlu 17'si Siirt'te olmak üzere sezonda toplam 44 maçta görev yaptı.

Kendisinin son form durumu hakkında herhangi bir bilgim olmamasına rağmen bu transfer döneminde sessiz sedasız bir şekilde İstanbul BB'de eski hocası Abdullah Avcı'nın kanatları altına alınmış olması gerçekten güzel bir gelişme bu oyuncu için.

Abdullah Avcı, Tevik Köse'de başardığı Aydın Yılmaz da başaramadığını Mehmet Yılmaz'da başarabilecek mi merakla bekliyorum.Umarım Mehmet kendisine verilen bu son şansı iyi kullanır da kendisini Bursaspor forması altında görürüz biraz gecikmeli de olsa.

Buarada Mehmet Yılmaz'a imza töreni falan yapılması kulüpte ama http://www.ibbspor.com/icerik.php?id=5403 burdaki linkte Futbol Şube Sorumlusu Kamil Dizar tarafından anlaşılan genç oyuncular arasında zikredilmiş ismi.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Bu Çeşmeden Müslümanların Su İçmesi Haramdır

Ozan İpek'e değil de bizi karıştırmaktan başka gayesi olmayan abidik gubidik bir internet sitesinin daleverelerine inanan abilerim/kardeşlerime itafen bir hikaye paylaşmak istiyorum..
Bunu daha önce 7 yada 8.sınıfta din kültürü öğretmenimden dinlemiştim ve beni çok etkilemişti.
2-3 ay kadar önce de http://wwwextensor.blogspot.com 'da okumuştum yanlış hatırlamıyorsam..





Vaktiyle uyanık bir müslüman, caminin önüne bir çeşme yaptırır. Çeşmenin üzerine de kocaman bir levha şeklinde; 'Bu çeşmeden müslümanların su içmesi haramdır' ibaresini yazdırıp astırır.

Bu tuhaf olay önce kadıya sonra da padişaha kadar ulaşır. Adamı çağırırlar:

"Sen caminin önüne çeşme yaptırmışşın. Bir de üzerine şöyle şöyle bir yazı yazdırmışşın. Seni bozguncu herif!" diye de adamcağıza çıkışırlar.

Adam padişahın huzurunda:

"Durun hele efendim, arz edeyim..." der, "bir de beni dinleyin. Ben bunu bir meseleyi anlatmak için yaptım. Bakın bugün cumartesidir, gidin havradan bir yahudi hahamını alıp getirin."

Padişahın emriyle giderler, hahamı alıp getirirler. Bütün Yahudi cemaati, hahamın arkasından gelir:

"Bu bizim din adamımızdır. Bize nasihat ediyor, vaaz veriyordu. Kanuna aykırı bir şey söylemedi ki, alıp buraya getirdiniz" derler.

Çeşme yapan adam: "Bırakın gitsin" der. Bırakırlar Hahamı!

Sonra adam:

"Ertesi gün Pazar. Gidin kiliseden birde papazı alıp getirin" der, giderler papazı da getirirler. Ayni şekilde bütün hıristiyan cemaati papazla birlikte gelirler ve:

"Bu bizim din adamımızdır. Bize vaaz ediyordu. Kanuna muhalif bir şey söylemedi, bırakın" derler.

Çeşme yaptıran adam: "Bırakın gitsin" der. Ve sonra yine:

"Bu gün de şehrin en büyük camisi olan şu çeşme yaptırdığım caminin hocasını vaaz ederken kürsüden indirip getirin" der.

Giderler, hocayı kürsüden indirip getirirler. Bir de bakarlar ki, hoca iki polisin ortasında tek başına tıpış tıpış geliyor. Camide ise cemaat bir birbirlerine homurdanıyorlar... Gördün mü?.. İşte böyle yaparlar!.. Senin ne işin var siyasette?.. Sen hoca adamsın!.. Kıyamet hocalardan kopacak!.. Ağzını tutsaydın!.. derlerken çeşmeyi yaptıran adamcağız:

"Gördünüz mü? İşte ben bunu anlatmak istedim. Müslümanların bu halleriyle çeşmeden su içmeleri reva mıdır?" 



**Yazının orjinal linki: 
   http://ibretlik.blogcu.com/etiket/hiristiyan

Yine Düştük Yollara




Kutsal Topraklarda cok duramadan dustuk gene yollara bu sefer ankaradayız yogun torpil arayısları icersinde yazıyorum bu satırları torpil arama maksadımız bu sefer tayin ; kurul kararını carsamba acıklıyacak.3 sehirden birine garati gidecez iyisi olsun derdindeyiz.

Favori Yalova

Plase İzmir

Supriz Muğla

Kalksın eller dua için haykıralım yalova için :)


Ulan Gana - Arjantin birde siz yenseniz ne guzel olcaktı :D

3 Temmuz 2010 Cumartesi

OYUN BOZAN/HADI LAN



Ne zaman Sercan-Volkan-Ozan ve satılması üzerine dönse muhabbetler her zaman bu ucluden sadece Ozan'ın gidebileceğini diğerlerinin gitme ihtimalinin olmadığını söyledim.

Bunu başlıca sebebleri suan ciddi tekliflerin Ozan için yapılması,Ozan'ın Sercan ve Volkan gibi alt yapıdan yetişmemiş olmaması ve sene içinde birkaç kez meydana gelen Ertugrul hoca-Takım-Ozan üçgenindeki bir kaç olumsuz durumun sene sonunda bir şekilde hesabının görüleceğinin beklentisiydi bana bunları yazdıran.

Dun bir ses kaytdı düşmüş sitelere bence kayıt doğru ama çarpıtılmış. Komplo teorileri üretiliyor yok yonetim gitmesini istedi filan bence alakası yok yonetim böyle birşey istese Haber1903 gibi basit bir siteyi sececegine ntvspor-Lig tv gibi herkes tarafından takip edilen yerlere acıklama yapmasını sağlardı.

Röportaj ozan bir anlık boş boğazlılığıda olsa bence o da biliyor defterinin durulduğunu ve dunya kupası sonrası Almanuyaya gönderileceğini . Bu yuzden turkiyede kalmak için kendi kendine bir oyun içinde.

Sabah gittim tesislere iki kelime laf edip yuzune tukurmek için ablasının dugunu için ankaradaymış beyfendi.

Son sozum sudur Sana yalandan Oyun Bozan dedik kendini kurnaz sanıyorsun ama sen asıl oyun bozanları tanımıyorsun yasın genç öğrenirsin nasıl olsa!

Kendi istediğin yere değil bizim gönderdiğimiz yere gideceksin.

2 Temmuz 2010 Cuma

Damian Steinert




Hangi yıldız gelecek lan acaba diye ellerimizi avustururken pazartesi gunu kulislere dustu Damian Steinert'in ismi.Herkes o kim hacı menajerler önermiştir olmaz öyle dalga gelmez bize derken bugun sabah kus olup ucmus Gonluferah'a yerleşmiş.

Bu iş bitmiş biten her transferin ardından iyi konusmak adettendir. Kotu özelliklerini maçlar başladıktan sonra kotu oynadığı zaman yazmak uzere rafa kaldırıp iyi özelliklerinden bahsedelim.

Damian Steinert Arjantin'in Serdar Özkan'ıdır. Özellikleride kariyeride kafa yapısıda hemen hemen aynıdır. Sözün özü Serdar Özkan'dan hala umidim var diyenlerdenseniz sizin için gelsin efendim ''hırsından catlasın dusmanlar bizimde artık bir serdar Özkan'ımız var'' :)


Arjantin Liginden turkiye ligine kabileler halinde futbolcu tasımakla görevli bir kamyoncu pardon menajer arkadasımın kendisi hakkındaki goruslerinide kelimesi virgulune dokunmadan koyayım.

'' Osmancım bu adamdan çok ümitliydi arjantinliler. U-15'den U-18 e kadar Allah Allah Damian Steinert geliyor nidalarıyla izlenirdi bu adamın maçları. Sonra resmen sıctı ben oldum havalarına girdi ama aslında cacığa hıyar bile olmamıştı :)Yetenek filan iyi eleman'da ama saha dışı ortamları fena . '' demiş bize.

Herkesin ortak görüşü şudur ki bu adam kendini futbola verirde ben oynamak istiyorum arkadaş bu mereti yıldız olacam ulen derse kral olur bizde ama yok ben akıllanmadım gecelere akacam derse anca rakıya meze.

Ben yinede bu tarz yetenekli olup kariyeri dususte adamların Ertuğrul Hoca'nın elinde nasıl farklı dunyalara geçtiğini hepsinin biranda 4-5 level attığını gören biri olarak umutluyum dayı bu adamdan.

Umarım hem ertugrul hoca'yı mahcub etmez hemde bizim yuzumuzu guldurur .

Hoşgeldin Damian Steinert.


Not: Pazartesi cok canlı bir adam BURSA'DA olacak herkes ayık olsun :)

26 Haziran 2010 Cumartesi

Bursaspor 2010/ 2011

# 1
Football Fans Know Better

# 2
Football Fans Know Better

# 3
Football Fans Know Better

#1 Turkcell Süperlig'ini şampiyon olarak tamamladı geçtiğimiz sezon, #2 de Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe (kupa) deplasmanlarında kullanıldı.

#1'i as kadro olarak düşündüğümüzde bunların dışında Pablo Batalla 17 maçta oyuna direkt başlayıp 9 kez de sonradan dahil olmuş.
Tomas Zapotocny'nin 11'de başladığı maç sayısı 19 (16'sı sezonun ilk yarısında).
Bekir Ozan ise 14 kez kulübede başlayıp sonradan görev almış, 6 maça 11'de şans bulmuş.
91 doğumlu İsmail Haktan Odabaşı ise ilk olarak liderliği ele geçirdiğimiz Kasımpaşa maçınının son 15 dakikasında kendini gösterme fırsatı buldu ve sezon sonuna kadar 7 maçın son dakikalarında takıma dinanizm katması için Ertuğrul Sağlam tarafından sahaya gönderildi.
Yani Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u şampiyon tamamladığı sezonda, bu yükün altına giren oyuncu sayısı sadece 15. Kadronun ne derece alternatifsiz olduğu da açıkça görülebiliyor.

Bu yıl ise çok farklı olacak, paramız da var, hedefler de büyük.
Üç kulvarda birden mücadele edeceğiz, o yüzden de bunu kaldırabilecek alternatifli bir kadro kurmamız şart.
Aksi taktirde rezil oluruz vallaha Şampiyonlar liginde.

Acımıyor adamlar, bunun da canlı şahidi Ertuğrul hocamız.
Serdar Kurtuluş, Mehmet Sedef, Serdar Özkan gibi üç 20'likle, hücum nedir bilmeyen Koray Avcı-Eduard Cisse, savunmanın "S"sini yapamayan Bobo-Delgado gibi adamlara güvenerek Anfield Road'a çıkarsan 8 de yersin 9 da.

Yeni sezon planlaması yapılırken bu geçmişteki ibretlik hezimetten kesinlikle dersler çıkarıyordur Ertuğrul Sağlam, hatalarından ders çıkarabilmesi en büyük artısı zaten hocanın.
O yüzden de önümüzdeki sezon planlamasını çoktan yapmıştır bile.

Gelenlere ilave olarak dört transfer daha yapılacağını açıkladı kendisi, bu isimler de muhtemelen  #3 'teki soru işaretlerinin yerine düşünülüyordur.
Serdar Aziz ve de Ramazan Sal'ın sezon başı kampında verdiği ışıklara göre savunmanın göbeği belki 1 yabancı stoper alınarak geçiştirilebilir, bu durumda da ortasahanın sağına Volkan Şen'in alternatifi olarak bir isim kadroya katılabilir.
Ya da Basel'de olduğu gibi İvan Ergiç gerek duyulduğunda burada kullanılabilir.
Ama Ali Tandoğan'a mutlaka bir alternatif gerekiyor.Ne kadar formda olursa olsun adamın da yaşı 33-34 oldu, üç kulvarda birden bu oyuncudan aynı randımanı almak pek de mümkün olmayacaktır.

#3'teki soru işaretlerine yapılabilecek takviyeler için benim şahsi görüşlerim:
İlki Ali Tandoğan'a alternatif bir isim küme düşen Siena'nın zıpkın delikanlısı eski Romalı Aleandro Rosi.
23 yaşındaki bir İtalyan'ı ülkemize getirmek zor olacaktır ama Şampiyonlar Ligi kozu kullanılabilir.

Savunmanın ortasına ise Mourinho'nun İnter'den afaroz ettiği Nelson Rivas, o da satış listesinde zaten.
Arzu edildiği taktirde bonservis bedeli ödemeden çok rahat takıma katılabilir, çok da yararlı olur, taş gibi bir stoperdir.

Santrafor'a aday belirlemeye gerek yok, görüşülen isimler medyaya yansımış durumda zaten.
Favori Mauro Boselli.
Plase Kris Boyd.

13 Haziran 2010 Pazar

Toshack

Dünya Kupasına tam gazla devam ediyoruz,edeceğiz etmesine de..
MynetSpor'un ve DHA'nın Sercan Beşiktaş'ta başlıklı,gayriresmi haberini okumuş bulunmaktayım,an itibariyle..
Bu pis virüs,iyice etkisini artırıyor..
Vuvuzela seslerine,Sırbistan'ın mağlubiyetine zaten uyuz olmuşum,birde bu haber beni deli etti..
1.5 senedir,doğru düzgün top oynamayan Querasma'ya 7.3 Milyon Euro veren,bir kulüp Sercan'a ne kadar verirse versin,biz bu tezahuratı söylemeye devam edeceğiz..
Sercan Bizimdir,John Benjamin Toschack sizindir..

6 Haziran 2010 Pazar

Ertuğrul Sağlam +/-

 
 
Seriç- Diatta- Gordon- Higuain
Öyle insanlar tanıyorum ki Ertuğrul Sağlam-Bursaspor-Şampiyonluk kelimeleri ortaya atılır atılmaz bel altı vurmaya başlıyorlar.
 
Şampiyonluğu değil de hep Seriç’i hep Diatta’yı konuşmak istiyorlar.
Nedense hep bardağın boş tarafını görmek istiyorlar.
Ertuğrul Sağlam Beşiktaş’ta yanlışlar yapmıştır, bunu kendisi de kabul eder. Bu yıl da bazı yanlışları olmuştur, kendisi bunu da kabul eder.
Ertuğrul Sağlam aşırı duygusal bir adamdır, karşısındakine sonuna kadar inanır, en önemli eksileri de bunlardır, en önemli artıları da.
Ertuğrul Sağlam Beşiktaş’a Diatta’yı getirmiştir, çünkü dönemin milli takım tandemindeki Gökhan Zan-İbrahim Toraman isimlerine çok fazla inanmıştır, bu oyuncuları kafasındaki 11’e hiç düşünmeden yazmış, onların yanına alternatif bir oyuncu olarak da yedek kalsa bile sorun çıkarmayacak olan tecrübeli, kariyeri olan, bonservisi elinde bir Diatta’yı getirmiştir. Hoca, Diatta’yı kendisini şampiyon yapması için değil, senede 3 maç 5 maç oynasın, milli takım tandemindeki İbrahim Toraman-Gökhan Zan’a alternatif olsun diye almıştır.
Keza Seriç’i de aynı şekilde..Yıllardır bir sezonda 30 maçın altında oynamışlığı olmayan istikrar abidesi, takımın kaptanı, ağabeyi İbrahim Üzülmez’ e alternatif olması için için almıştır. Seriç de tecrübelidir, İtalya ligini görüp geçirmişliği vardır, yedekliği sorun etmez, bonservisi elindedir.
Higuain ise çabuktur, dribling yapabilir, son vuruşları vardır, akıllıdır, ceza sahası nerde duracağını falan iyi bilir ama gelgelim ki genç bir adamdır, Avrupa tecrübesi yoktur ve yedek kalmayı kesinlikle sorun etmeyecek karakterde bir oyuncudur. Aynı zamanda da Ertuğrul Sağlam’ı elinde Fransız kulüplerini peşinden koşturan Türkiye’nin Cristiano Ronaldo’su denilen Burak Yılmaz adında bir oyuncu vardır,  ona da inanır Ertuğrul Sağlam, Higuain’i de Burak Yılmaz’ı yedeklemek için getirmiştir.
Gordon olayı ise çok farklıdır, bu transferi Ertuğrul Sağlam değil de inanmak zorunda bırakıldığı Sinan Engin efendi gerçekleştirmiştir, Luka Modric’i izlemeye gidip beğenmeyen, Gordon hakkında alınması yönünde rapor veren yine Sinan Engin’dir. Şimdi televizyonlarda çok bilmişlik taslayıp Ertuğrul Sağlam’ı eleştirir o ayrı konu.
Yani Ertuğrul Sağlam transferlerinde eleştirildiği oyuncuları dönemin milli takım 11’ndeki isimleri olan İbrahim Toraman-Gökhan Zan-İbrahim Üzülmez’ e alternatif olmaları için almıştır. Zaten bu adamların maliyetleri de ortadadır.
Evet Ertuğrul Sağlam hatalıdır.
Takımın kavgacı kaptanlarına, milli takımın stoperine, yerli Ronaldo’ya, yerli Messi’ ye, yönetimin uşağına, şampiyonluğa giderken rakibine yumruk atma terbiyesizliğini gösteren Brezilya mili takımı santraforuna inanarak büyük hata etmiştir.
O yüzden Ertuğrul Sağlam’ın duygusallığı ve karşısındakine sonuna kadar inanması en büyük eksileridir.
Bu yıl Ertuğrul Sağlam geçmişinden farklı olarak kendisi kadar maneviyata önem veren, kendisi kadar ona da inanan bir futbolcu topluluğunun yanında 2,5 milyon da insan bulunca çoğu kimselerin hayal bile edemeyeceği bir başarı öyküsü çıkmıştır ortaya.
 Bu yüzden de Ertuğrul Sağlam’ın duygusallığı ve karşısındakine sonuna kadar inanması en büyük artılarıdır.
 

4 Haziran 2010 Cuma

Hayırlı Olsun



Herkes transfer bombası beklerken yurt içinden transfer haberleri gelmeye devam ediyor.Güngören Belediyespor'un genç kalecisi Harun Tekin ile sözleşme yapılmış..

17 Haziran 1989, İzmir/Menemen doğumlu olan Harun futbola da yine Menemen Belediyespor'da başlamış.2007 yılında Güngören Belediyespor ile anlaşarak profesyonel kariyerine ilk adımını atmış böylece.

İlk sezonunda takımının ikinci kalecisi olmasına rağmen 11 maçta görev alıp, 2.lig play-off' larında kurtardığı penaltılar ile Güngören'in 1.lige çıkmasına katkıda bulunmuş.

1.Lig'de ise sezona ilk tercih olarak başlamasına rağmen istikrarsız bir grafik çizerek küme düşen Güngören'de 21 maçta kaleyi korumuş.

Geçtiğimiz sezon ise yine takımının 2.kalecisi olmasına rağmen 17 maçta görev yapmış.Bizim Güngören'le oynadığımız Türkiye Kupası eleme maçında uzun boyu, yan toplardaki performansı ve başarılı kurtarışlarıyla dikkat çeken Harun Tekin maç boyu Bursaspor TV spikerinin övgülerini almıştı.

Benim şahsi görüşüme gelince, elimizde Yavuz Özkan ve Ceyhun Demircan gibi iki tecrübesiz yedek kalecinin yanına bir de Harun'u almak pek de mantıklı bir olay gibi görünmüyor.
Ama ülkemizde şöyle bir anlayış var, "Al genç kaleciyi yedek otursun".
Bu anlayış yerli kaleci sıkıntısı yaşamamızın temel nedeni zaten..Güngören'den 89'lu Harun'dan ziyade 78'li Orhan'ı almak bile yedek kaleci tercihi için daha akılcı olabilirdi..
Genç kalecinin oynaması gerekiyor çünkü, oynamadıkça paslanıyor bu adamlar..
Özgüvenlerini yitiriyorlar.
İlk çıktıkları maçta sudan çıkmış balık misali afallıyorlar, kariyerlerindeki geri adımları atmak zorunda kalıyorlar.
Ne diyelim hayırlısı olsun.